Birkaç saat sonra kapı açıldı ve içeri Derin’le birlikte kısa boylu tıknaz esmer bir adam girdi. Yüz ifadesi çok sert ve duruşu kabaydı.Tanımasına gerek yoktu.Görür görmez onda bir şeyler olduğunu hissetmişti ve bu ona yeterdi. Derin yanına yaklaşırken tıknaz adam kapının girişinde kaldı. Bakışlarını ona dikmiş hiç kaçırmadan bakıyordu.

” Umarım seni çok bekletmemişimdir.”

  Dikkatini tekrar Derin’e yöneltince kolundaki yarayı fark edip dehşete düştü. İlk başta ne yapacağını bilemeden Derin’in yarasına korku içinde baktı. Daha sonra aklı başına gelmiş olacak ki dili çözüldü ve ne olduğunu sordu.

” Koluna ne oldu? Derin bu yara çok kötü kanıyor. Neden doktora gitmedin?”

” Önemli bir şey değil. Önce senin iyi olduğunu görmek istedim. “

  Hemen yataktan kalkıp dolaba yöneldi ve tişörtlerinden birini alıp bir bez parçası kopardı. Hızlı adımlarla Derin’in yanına dönüp kopardığı bez parçasını koluna sardı. İçinde bir yerlerde inanılmaz bir acı hissediyordu ama bunun sebebini bilmiyordu. Derin’i böyle görmek içini parçalıyordu. Duygularına anlam veremediği için hemen başka şeylere odaklandı.Yani Derin’in yarasına.

” Hemen doktora gidiyoruz ve itiraz istemiyorum. “

” Bunu tek başıma yapabilirim.Senin burada kalman gerekiyor. “

” Neden? “

  Arkasına dönüp kapıdaki tıknaz adama içeri girmesi için başıyla onay verdi.

” Okan Bey ilaçlarını verecek. Burada yatıp dinlenmen gerekiyor. “

” Kesinlikle kabul etmiyorum. İyi olduğunu görmek istiyorum ve Derin beni buraya tıkabileceğini sanıyorsan – hele ki – bu haldeyken yanılıyorsun. Seninle geliyorum ve itiraz edecek olursan burada kaldığım süre içinde ilaçlarımı almakta epey zorluk çektireceğimden emin olabilirsin. “

 Derin umutsuzca omuzlarını silkti. “İnadıyla başa çıkamayacağını biliyordu. Eğer Derin’le dışarı çıkarsa nerede olduğunu öğrenebilir, hastane hakkında – giriş ve çıkışı – gözlem yapabilirdi. Belki hiç ummadıkları bir anda ortadan kaybolabilirdi.” Bunları düşünürken Defne’nin içini kocaman bir heyecan kapladı. Şans ondan yanaydı ve bunu bilmesi yeterliydi.

” Israr etsem de seninle başa çıkamam zaten ama benimle gelebilmen için ufak bir sakinleştirici almayı kabul etmen gerekiyor.Eğer kabul etmezsen burada kalıyorum ve doktora gitmiyorum. “

” Gerçekten gerekli mi? “

” Gerekli. “

Çaresiz kabul edip kolunu uzattı. Bunu hastaneden kaçamaması için yapmıştı. Biliyordu. ” Beni hafife alıyor.” diye düşündü içinden. ” Beni hafife alıyor. Bugün buradan kaçacağım Derin ve sen beni hafife aldığın için pişman olacaksın. “

  İlaç söylediği gibi çok ağır değildi. Bu yüzden hemen etki gösterip onu ölü bir ruha çevirmemişti ama gevşemiş uykusu gelmişti. Pes etmemekte kararlıydı. Yarım yamalak da olsa bu odadan çıkıp etrafı gözlemleme fırsatını kaçıramazdı. Hem burası bir hastaneydi. Düşüp kalsa bile onunla ilgilenecek bir sürü doktor vardı.

  Derin’den  destek alarak ayağa kalktı ve düşmemek için onun koluna girdi. Birden ayağa kalktığı için gözleri kararmış başı dönmüştü. Bunun sadece verdikleri ilaçtan kaynaklanmadığını karnındaki kasılmalardan anlamıştı. Saatlerdir açtı ve hiç bir şey yememişti. Derin onun bu halini hemen fark etmiş düşmemesi için onu sıkıca belinden kavramıştı.

” Bu halde benimle birlikte gelmene izin  veremem. “

” Kesinlikle reddedildi. Seninle geliyorum. “

” Defne inat etme. İlacın seni neden bu kadar etkilediğini anlamıyorum.   

  Kızgın bakışlarını tıknaz adama çevirip soru sorarcasına baktı. Zavallı adam korkmuş olacak ki yüzü kıpkırmızı kesildi. Başını öne eğip ellerine baktı.

” Derin Bey inanın bana en düşük dozu verdim. “

  Onun bu halini seyretmek Defne’ye tarifi imkansız bir zevk vermişti ama suçsuz bir adamın da haksız yere azar işitmesine gönlü el vermiyordu.Evet onu hiç sevmemişti ve evet onu bir daha yakınında görmek istemiyordu ama bunu şimdilik erteleyecek gerçekten suçlu olduğu bir anı bekleyecekti.” Şimdi itiraf vakti.” diye düşündü içinden. Derin bunu öğrenince ona çok kızacaktı.

” Okan Bey’in bir suçu olduğunu sanmıyorum. Ben bugün pek yemek yemedim.”

  Derin’in yüzü birden bire alevlendi ve hışımla Defne’ye döndü.

” Saatin kaç olduğunun farkında mısın sen? Senden biraz olsun sağlığına dikkat etmeni istiyorum ama bakıyorum ki daha kendi başına kalınca yemek bile yemiyorsun. “

” Kızgınlığını anlıyorum Derin ama gerçekten canım hiç yemek yemek istemedi. “

” Bu bahane değil. Sağlığın için yemek yemek zorundasın. Şimdi benimle geliyorsun ve karnını doyuruyoruz.Yürüyebilir misin? “

” Evet. “

  Derin sol kolunu onun beline sarıp sağ eliyle düşmemesi için elini tuttu. Aslında Derin haklıydı. Bunu kabullenmek onun için zor olmuştu ama Derin’in söylediği her kelimeye katılıyordu. Sağlığını tehlikeye atmıştı. Bu kadar ağır ilaçlar alırken kaçma planları yaparken hem de. Buradan kaçtıktan sonra bir yerlerde düşüp bayılmak onca emeğini çöp edebilirdi. Kendine daha dikkatli bakmalıydı.

  Küçük adımlarla odadan çıkıp koridordan geçtiler. Defne ilk önce Derin’in koluna baktırmak için doktorun yanına gittiklerini sanıyordu ama yanılmıştı. Tabi Derin önce onun karnını doyurma peşindeydi.Defne önce doktora gitmesi gerektiğini kendisinin iyi olduğunu anlatmaya çalıştı ama Derin ona kulak asmadı.Yarasının iyi olduğunu söyleyip onu hastanenin kafesine götürdü ve bir sandalyeye oturttuktan sonra elinde kocaman bir tepsi yiyecekle geri döndü.

” Bunların hepsini bitiremem. “

” Hepsini bitireceksin Defne.Bugün yemek yememenin cezası bu.”

  Defne’nin omuzlarını silkip sızlanması Derin’in üzerinde hiç bir etki yaratmamıştı.Gayet kararlı ve kızgın bakıyordu. Defne tepki göstermek için biraz direndi ama sonunda pes edip getirdiklerini yemeye başladı.Evet açtı uykusu vardı ama hala bilinci yerindeydi ve dışarı çıkmasındaki amacı unutmamıştı. Derin’e belli etmeden etrafı incelemeye başladı. Kafedeki bütün yazılar türkçeydi ve gördüğü küçük türk bayrağı onu Türkiye’de olduğuna ikna etmişti. Peki ama hangi şehirdeydi? Etrafına daha dikkatli baktı ama hiç bir ipucu bulamadı. Bunun için moralini bozmadı. En azından artık hangi ülkede olduğunu biliyordu.

  Tepsideki yiyeceklerin yarısına bile gelmeden doymuştu ama Derin’in öfkesinden nasibini almamak için sesini çıkarmadan biraz daha yiyebilmek için kendini zorladı.Tabi nereye kadar? Bir lokma daha yiyemeyeceğini düşündüğü bir anda Derin’e çekimser bir bakış attı. Yüzü yumuşamıştı.Hatta sanki gülmemek için kendini zor tutuyormuş gibi görünüyordu.Defne onunla eğlendiğini görünce ona kırılmış sinirleri bozulmuştu.Yemeği hemen bırakıp arkasına yaslandı ve kollarını birbirine doladı.

” Komik olan ne? “

” Suçlu çocuklar gibi davranman. Bunu zamanında yapmış olsaydın haddinden fazla yemek zorunda kalmayacaktın. “

” Hepsini bitiremeyeceğimi biliyordun yani ve doyduğumu da anladın eziyet etmek için sesini çıkarmadın? “

” Yaramaz insanlar küçük dersleri hak eder. “

  Birden bire hastanede bir patırtı koptu ve yaklaşık yedi sekiz kişi birbirine girdi. Başta ne olduğunu anlayamadılar ve şaşkın şaşkın olup bitenlere baktılar.Sonra birden bire Derin ayağa kalkıp kavga eden kalabalığın arasına daldı ve gözden kayboldu.Ne olduğunu anlamadan tek başına kalmıştı.İlk önce kavga eden kalabalığın yanına gidip Derin’e bakmak için ayağa kalktı ama Derin’i tekrar görünce ve iyi olduğunu anlayınca bundan vazgeçti.Daha sonra neler olduğunun farkına vardı.Tek başına kalmıştı.Bu istediği fırsattı ama karar veremedi böyle birden bire hiç bir şeyi yokken kendini dışarı atmakla doğru mu yapıyordu? Peki ya bu fırsatı bir daha yakalayamazsa? Bir kez daha düşünmeden karar verip hızlı adımlarla çıkışa yürüdü ve soğuk bir sonbahar akşamında kendini sokağa attı.

Reklamlar