Sizi bilmem ama ben tam bir doğa insanıyım. Benim için yeşilin ve mavinin olmadığı bir dünya da yaşamak mümkün değildir.Tabi böyle düşünmemde bahçelerde ve yeşil bir ilde doğmamın büyük bir etkisi var.Bu yüzden hayallerimde de hep yeşil yerler ve yeşil dünyalar var.

Küçükken bahçede koşup oynar toz toprağın içinden çıkmazdım. Her yanım çamur olur pislenirdi ve o zamanlar eve hiç temiz girdiğimi hatırlamıyorum.Ağaçlara tırmanır her yanımı yara bere içinde bırakırdım.Bunlardan asla pişmanlık duymadım.Çocukluğunu doya doya yaşayan bir çocuktum ve bunun için kendimi şanslı hissediyorum.

Önceki yazımda da bahsettiğim gibi o günlere büyük bir özlem duyuyorum. Taa o zamanlardan kalma hiç gerçekleştiremediğim ama hala istediğim bir hayalim var. Söylediğimde çoğu insanın bunu mu hayal ediyorsun diyeceği cinsten tuhaf bir hayal ama benim için çok kıymetli.Zaten bir çok insandan farklı biriyim.Bunu böbürlenmek için söylemiyorum elbette.Sadece insanların tuhaf diye tanımladıkları anlam veremedikleri bir insanım demeye çalışıyorum. Ve bu tuhaf insanın yıllardır hayalini kurduğu şey bir ağaç ev.Evet.Evet. Doğru duydunuz.Çocukluğumdan beri rüyalarıma giren kocaman bir ağaç ev istiyorum.Neden mi? Çünkü şehir hayatı şehirlilik kavramı bana uzak bir kavram ve her ne kadar büyük bir şehirde yaşasam da nefes alabileceğim uzak ve yeşil bir dünya kurmak istiyorum kendime.Çocukluğumda tepesinden inmediğim ağaçların tam üstüne kendime ait bir dünya.

Bu yazıyı yazıyorum çünkü hayallerin hayalleri doğurabileceğini ve insanlara ilham verebileceğini düşünüyorum.Umarım size küçük de olsa ilham kaynağı olabilirim.

Reklamlar