“Bana burada güvende olacağını söylemiştiniz.Daha kötüye gideceğini değil.”

   “Odanın aynı olması zihnini tetiklemiş olmalı.Size daha öncede söylemiştim bunu kabullenmesi gerekiyor.Bu şekilde ona yardım edemem.”

    ” Bana korkularıyla yüzleşmesi gerektiğini söyledin ve ben de yaptım.”

    “Söyledim ama bu şekilde tepki vereceğini ve karşı koyacağını düşünmemiştim.”

   Sesler yavaş yavaş zihninin derinliklerinde kayboldu.Bunlara anlam veremiyordu.Sürekli bayılmasının, sürekli onu görmesinin mantıklı bir açıklaması olmalıydı.Bunu hem öğrenmek istiyor hem de öğrendikten sonra olacaklardan korkuyordu.Bu kadar korkmasının da bir sebebi olmalıydı ama bir türlü bulamıyordu.Zihni çok bulanıktı ve geçmişteki çoğu anıyı hatırlayamıyordu.Tekrar mantıklı bir açıklaması olmalı diye düşündü içinden.Belki de rüyadaydı.Belki de bütün bu yaşadıkları aslında gerçek bile değildi.Olabilir miydi? Bunu test etmenin tek yolu vardı bir yerden atlamak.Her insan rüyasında bir yerlerden düşünce uyanırdı.Peki ya yaşadıkları gerçekse? O zamanda ölmüş olurdu.Bu riski göze alabilir miydi? Bu fikri daha sonra düşünmek üzere bir kenarda tutmaya karar verdi.

    Kimsenin sesini duymuyor arada bir gelen adamın ayak seslerinden başka bir şey işitmiyordu.Bilinci sürekli verdikleri ilaçlardan dolayı gelip gidiyordu.Ona neden bu kadar ilaç verdiklerini sormak istiyordu ama tamamen uyuşmuştu.Ne hareket edebiliyor ne de konuşabiliyordu.Şanslı olduğu bir kaç dakika bilinci açık kalıyor daha sonra tekrar karanlığa gömülüyordu.Biran önce uyanmak ve buradan kaçmak istiyordu.Burada onu huzursuz eden bilmediği kötü şeyler dönüyordu.Onu böyle uyuşturarak vücuduna ve zihnine zarar veriyorlardı.

   Sıcak yatağından uyanıp etrafına baktı.İşte evindeydi ve uyanmıştı.Biliyordu bütün o korkunç olayların gerçek olmadığını biliyordu.Hemen ayağa kalkıp salona inmek için üstünü değiştirdi.Derin’in onu orada beklediğini biliyordu.Bu yüzden acele edip koşar adım aşağıya indi ama Derin orada değildi.Aklına dışarı çıkmış olabileceği geldi ve hemen dışarı çıkıp etrafa bakındı.Hava çok güzeldi ve güneşin parlak ışığı hemen karşısında duruyordu.Birkaç adım atıp Derin’e seslendi ama cevap alamadı.Güneş sanki onun dışarı çıkmasına memnun olmamış gibi hemen bulutların arasında kaybolup yerini simsiyah bir gökyüzüne ve yağmura bıraktı.Bu iki olay o kadar hızlı gerçekleşmişti ki başta ne yapacağını bilmeden olanları izledi.Daha sonra ıslanmamak için geri dönüp eve koşmaya başladı ama ev yerinde yoktu.Bunun yerine ucu bucağı olmayan upuzun bir yolun tam ortasındaydı.Sağına soluna bakıp tanıdık bir yer aradı ama bulamadı.Ne olduğunu anlamıyor koşuyor ama bir türlü evine ulaşamıyordu.Uzaktan gelen bir arabanın  sesini duyunca arkasını dönüp sesin geldiği yöne baktı. Araba o kadar yaklaşmıştı ki  neredeyse ona çarpacaktı.Bağırdı durmasını söyledi ama araba bir türlü durmuyor ona hızla yaklaşıyordu.Koştu.Hiç durmadan koştu ama bu ona sadece birkaç saniye kazandırdı.Büyük bir gürültüyle havalanıp takla attı ve yere düştü.Gözlerini kapatıp ölmeyi bekledi ama sanki biri onun bir şeyleri görmesini istiyor ve bu yüzden bir kaç saniye daha ölmemesi için onu hayatta tutuyordu.Kapı yavaşça açıldı ve içinden aniden kendi silueti çıktı. Yüzü dehşet içindeydi ve ona bakabilmek için küçük adımlarla yanına yaklaşıyordu.Onu hayatta tutan her neyde yavaş yavaş kayboldu.Öldüğünü anladığı birkaç saniye içinde birden bire gözleri kapandı.Bekledi bekledi bekledi…Bir şey olmadığını fark edince gözlerini açtı. Yerde korktuğu hayaletin ölmüş  gözlerini ona bakarken görünce dehşete kapılıp kaçmaya başladı.Kaçıyordu ama onunla arasını bir türlü açamıyordu.Aralarında bir nefeslik bir mesafe kalana kadar ondan kaçtı. Sonra birden bire ne olduğunu anlamadan görmediği bir uçurumdan aşağıya yuvarlandı.

   Gözlerini yavaşça araladı ve korkudan çarpan kalbini nefesini kontrol etmeye çalıştı.Rüyayı düşünmek istemiyordu.Bu zamana kadar gördüğü en korkunç rüyaydı.Korkudan titriyor kendini bir türlü sakinleştiremiyordu. Arkasında bir şeyin hareket ettiğini hissedince  elinde olmadan birden çığlık attı.Gecenin karanlığında sessiz odanın içinde epey yüksek çıkmıştı sesi.Derin hemen uyanıp ellerini yüzüne koydu ve korkuyla onu inceledi.İyi olduğundan emin olduktan sonra tuttuğu nefesi yavaşça bıraktı ve başını öne eğdi.Onu böyle gecenin bir vakti uykusundan uyandırıp korkutmak istememişti.Rüyanın etkisinde kalıp arkasındakinin o olduğunu düşünmüştü.

    ” Ben…Ben özür dilerim.Korkunç bir rüya gördüm ve arkamda hareket edenin o olduğunu düşündüm.Yani rüyamdaki ölü adam olduğunu sandım.”

    ” Korkma.Seni nerede olursan ol korurum. Bu yüzden kötü bir şey olduğunda yanında olduğumu hatırla ve sakinleşmeye çalış.”

    ” Denerim ama o kadar korkunçtu ki.Çok…Dehşet vericiydi.”

    ” Bunun için bana söz vermeni istiyorum. Ne olursa olsun beni düşünüp önce sakinleşmeye çalışacaksın.”

    O an bunu yapabileceğine inanmıyordu ama onu bu konuda mutlu etmek istiyordu.Bunca saçmalığa rağmen hala yanındaydı ve onu yalnız bırakmayan tek kişiydi.Eğer onuda kaybederse kimsesi kalmazdı.Ona muhtaçtı ve gitmemesi için elinden geleni yapmak zorundaydı.

    ” Söz veriyorum.”

    Rahatlayıp birden bire onu kollarının arasına aldı ve sıkıca sardı.Derin’in kollarındayken ona kimsenin zarar veremeyeceğini düşünüyor güvende hissediyordu.Ona güveniyordu ve bu yüzden yanındayken çok daha az korkuyordu.

   Gece boyunca uyumadan sessizce birbirlerine sarıldılar ve hiç konuşmadılar. Defne huzurluydu ve Derin’in yanında şüphe etmiyor kuşku duymuyordu.Çünkü ona yapılan ilaçları, yanında geçen konuşmaları çoktan unutmuştu ve bunun farkında bile değildi.

Reklamlar