Kendini kocaman bir boşluğun içinde hissediyordu.Ters giden bir şeylerin farkındaydı ama ne olduğunu bilmiyordu.Uzunca bir süre uyumak bütün sıkıntılardan karmaşadan bilinmezliklerden uzakta kalmak istiyordu.Uyumak ona zarar vermezdi.Karmaşık düşüncelerinin arasında bir o yana bir bu yana sürüklenirken uzaklardan gelen bir ses bilincine doldu ve onu kendine gelmeye zorladı.Yavaş yavaş gözlerini açıp etrafına baktı.Doğrulmak için kollarını iki yanına koyduğunda sol kolu acımaya başladı.Başını çevirip baktığında koluna serum takılmış olduğunu fark etti.Derin hemen yanındaki sandalyeye oturmuş onu meraklı ve endişeli gözlerle izliyordu. 

   “Bayıldın.Kötü bir şey olmasından korkup doktoru çağırdım.Sen uyanmadan biraz önce gitti.Kendini nasıl hissediyor.sun?”

   Kendini nasıl hissediyordu? Bunu birkaç saniye düşündü ve cevabı bilmediğine karar verdi.Endişelenmesini istemediği için bunu ona söylemeyecekti elbette.Onu zaten yeterince korkutmuştu daha fazla üzülmesine gerek yoktu.Konuşmak için ağzını açtığında ağzının ne kadar kuru olduğunu fark etti.Bu da onun epeydir baygın kaldığını gösteriyordu. Sol yanındaki komidine uzanıp bir bardak su aldı ve kana kana içti.Bu ona çok iyi gelmişti.

   “İyiyim.Sadece biraz yorgundum ve gereksiz yere kendimi epey hırpaladım.”

   Yalan söylemeyi hiç beceremezdi zaten.Ona inanmış olmasını diliyordu ama bu kadar saf olmasını da beklemiyordu.Sandalyeden kalkıp yatağın ucuna oturdu ve yüzünü ellerinin arasına alıp dikkatlice inceledi.İyi olduğuna kendini inandırmak iyi olduğunu kendi gözleriyle görmek istiyordu.Onu rahatlatmak istiyordu.

    “Korkma.”

    “Seni kaybetmekten nasıl korkmam.Bu mümkün değil.”

    Kalbinin acıdığını hissetti.Bu sevgiyi hak edecek şeyler yapmamıştı.Sağ elini kaldırıp onun elinin üzerine koydu.Böyle yatmak ona kendini daha hasta hissettirmişti.Yavaşça doğrulmaya çalıştı ve Derin’in de desteğini alarak bunu başardı.Derin’in arkasında ona bakıp gülümseyen o korkunç yüzü görünce sarsılıp titredi.Derin ondaki değişimi hemen fark edip baktığı yere döndü ve Defne’nin gördüğü şeyi görmeye çalıştı.Durumu anlaması birkaç saniyesini aldı ve hemen tepki gösterdi.

    ” Onu rahat bırak.Yeterince canını yakmadın mı zaten? Daha ne istiyorsun? Git buradan.”

     Sanki Derin’in konuşması onu korkutmuştu.Birden bire kaybolup onları yalnız bıraktı ama ellerinin titremesine bir türlü engel olamıyordu.Derin onun iyi olmadığını fark edip hemen ayağa kalktı ve çekmeceden bir kaç ilaç alıp suyla birlikte yanına geldi.Elindeki ilaçları avucuna bıraktı.

    “Bunları iç seni sakinleştirir.Artık korkmana gerek yok.Ben varken sana zarar veremez.”

     İlaçları ağzına atıp suyu içti.Epey etkili olmalıydı çünkü birkaç dakika sonra ellerinin titremesi durdu ve sakinleşti.Buradan gitmek istiyordu.Bu hastalıklı yerde kaldıkça akıl sağlığını kaybedeceğini düşünüyordu.

    “Götür beni buradan.Sana yalvarıyorum.Burada kalamam.”

    “Bunu yapamam Defne.Bu senin iyiliğin için bana inanmalısın.”

     Aklı bulanıklaşmaya başladı etrafındakileri tam olarak algılayamıyordu.Odanın kapısı hafif bir gıcırtıyla aralandı ve içeri kısa boylu ufak tefek bir adam girdi.Bulanık gördüğü için adamı tam olarak seçemiyordu.Birkaç saniye daha kendini kaybetmemek için direndi fakat ilaç ondan daha kuvvetliydi.Derin’in kollarına düşmeden önce adamın belli belirsiz onun adını söylediğini duydu.

    “Gitme vaktimiz geldi. Defne’yi almaya geldim.

Reklamlar