Uyandığında etraf karanlıktı.Yatakta yalnız olması onu rahatsız etti.Şuan tekrar yalnız kalmaya hazır değildi.Yatakta oturup gözlerini kapıya dikti.Kapının arkasından ayak sesleri geliyor sonra tekrar kayboluyordu.Onları her duyuşunda heyecanlanıp kapının açılacağını ve içeri Derin’in gireceğini zannediyor bu korkunç odadan kurtulacağını düşünüyordu.Saatler geçti ama kimse gelmedi.Onu burada yalnız bırakmıştı.Zaten ne düşünüyordu ki.Ona hiç değer vermemişti en kötüsü de Derin bunun farkındaydı.Beni cezalandırmak için buraya getirdi benden intikam almak istiyor diye düşündü içinden.Başka bir nedeni olamazdı.Stresten tırnaklarını yediğini fark etmemişti ve bunu yaptığını fark edince kendine çok kızdı.

“Beni güçsüz düşüremezsin anladın mı? Senden korkmuyorum.Asla pes etmeyeceğim.Beni duydun mu? Asla.

Bunları bağırarak söylemek ona kendini güçlü hissettirmişti.Pes etmemeliydi. Edemezdi. Hemen ayağa kalkıp kapıya yöneldi.Açmayı denedi ama başaramadı.Bu onu o kadar kızdırmıştı ki bütün sinirini kapıdan çıkarmak istedi.Bir baltayla kapıyı paramparça etmek istiyordu.Buradan kurtulmasına engel olduğu için onu burada tuttuğu için çok ama çok kızgındı.Birkaç defa kapıyı yumrukladı ama elleri acımaya başladığı için bunu yapmayı bıraktı.Bu yüzden daha fazla öfkelenip kapıya sert bir tekme ve tekrar yatağa geri döndü.Tamamen kontrolden çıktığını hissediyordu.Öfkesini kontrol altında tutamıyordu.Parçalamak kırmak dökmek dağıtmak istiyordu.Hissettiği öfkenin asıl nedenini kabul etmek istemiyordu.Onu burada yalnız bıraktığı için kalbinin kırıldığını kendinden bile saklamak istiyordu.Aniden ayağa kalkıp masanın üzerinde duran vazoyu aldı ve duvara fırlattı.Onu kimsenin duyamayacağını bilmesine rağmen haykırdı ve oturup dakikalarca hıçkıra hıçkıra ağladı.Onu burada en çok korktuğu yerde yalnız bırakmıştı.

   Ağlayarak uyuduğu birkaç saatten sonra tekrar uyandı.Birinin varlığını hissediyordu ama ilk anda dönüp bakmadı.Gözlerini açmadan uyuyormuş gibi yapmaya devam etti.Uyurken ne yapacağını merak ediyordu.Yeni gelmiş olmalıydı.Daha önce gelseydi bunu fark eder mutlaka uyanırdı.Uykusu çok hafifti.Orada olduğunu bilmesi onu heyecanlandırıyor kalp atışları gittikçe hızlandırıyordu.Bunu fark etmemesini diledi içinden.Yatağın diğer kenarında bir hareketlenme oldu.Bakışlarının üzerinde olduğunu hissedebiliyordu.Bu şekilde izlenmek çok sinir bozucuydu.Özellikle de ne yaptığını göremezken.Vücudunun yavaş yavaş ısındığını hissediyordu.Bu oyuna uzun süre devam edemeyeceğini biliyordu.Görememek onu geriyordu.Aniden hala soğuk olan elini yanağında hissedince ürperdi ve gözlerini açtı.

    Yavaşça doğrulup onunla aynı hizaye gelmeye çalıştı.Gözlerinin ışığa alışmasını bekledi.Üzerindeki havluyu fark edince utanıp çıplaklığını örtmek için hemen çarşafa sarındı.Havluyla mı uyumuştu?Kıyafetlerini çıkardığını hatırlamıyordu.Başını kaldırıp yüzüne baktı.Onu böyle görmesini istemiyordu ama şuan bu halinde daha önemli bir konu vardı.Onu burada yalnız tek başına bırakmıştı. Bunu kabullenemiyordu.Ona o kadar kırılmıştı ki canı yansın istiyordu.Hatta onun canını kendi yakmak istiyordu.

   “Beni burada yalnız bıraktın.Korktuğumu bile bile beni burada bıraktın.Ben…Ben tek başımaydım. “

    Gözleri dolmuştu ve ağlamamak için kendini sıktı.Karşısında zayıf görünmek istemiyordu. Sesine ve kendine güvenemediği için susup gözlerinin içine baktı.O kadar üzgün görünüyordu ki biran için söylediklerine pişman oldu. Ağzını açıp bir şeyler söyleyecek gibi olduysa da başını iki yana sallayıp bundan vazgeçti ve sustu.Aralarında oluşan bu sessizlik canını sıkıyordu.Bir cevap almalıydı.Bir cevap istiyordu.Böyle susup oturamazdı.

    ” Bütün bunları yapıp karşımda hiç bir şey söylemeden oturamazsın anladın mı? Senden bir açıklama bekliyorum.Bunu bana borçlusun.”

    Söyleyeceklerinden dolayı acı çekiyormuş gibi bir hali vardı.Kimsenin onu böyle görmesini istemiyordu bunu ona bakınca anlayabiliyordu.Biraz olsun saklanabilmek için gözlerini yere indirdi ve bir süre daha konuşmadı.Tekrar başını kaldırıp kendisine baktığında orada bir şey gördü.Sanki…Sanki onun bildiği kedisinin bilmediği bir şeyler vardı.Bunu gözlerinde görebiliyordu. Derin bir nefes alıp konuşma için kendisini hazırladı.Bunu öyle zor bir şeymiş gibi yapıyordu ki elinde olmadan söyleyeceklerini merak etti.Bu kadar zor olan onu bu kadar zorlayan ne olabilir ki diye düşündü içinden.

   ” Seni hiç yalnız bırakmadım Defne.Yaklaşık beş saattir uyuyorsun ve biran bile başından ayrılmadım.Sanırım…Sanırım rüya gördün ve bunu gerçek zannettin.”

   Hayır.Hayır bu olamazdı. Rüya görmüş olamazdı.O kadar gerçekti ki.Dikkatini elleri çekti.Ellerinin üstü yer yer soyulmuş yara olmuştu.Yanılmadığını biliyordu.Kapıya vurmuştu ve elleri yara olmuştu.Yaptıklarından kurtulmak için ona yalan söylüyordu ama kanıtları düşünememişti.Bakalım şimdi ne söyleyeceksin diye düşündü içinden.Görebilmesi için ellerini kaldırıp ona gösterdi.

    “Peki ya bunu nasıl açıklayacaksın.”

    Ayağa kalkıp masaya doğru ilerledi.Çekmeceyi açıp tentürdiyot ve sargı bezini alıp tekrar yanına döndü.Ellerini tutup yaralarına baktı.Ne kötü olduğunu görünce acıyla yüzünü buruşturdu.Yarayı temizlerken canı çok acımıştı ama belli etmemek için yanağının iç tarafını ısırdı. Mikrop kapmaması için sargı beziyle sardıktan sonra eşyaları alıp tekrar yerine koydu.

   “Bunu kendine sen yaptın.Uyurken aniden kalkıp kapıya vurmaya başladın.Sana engel olamadım.Seni o halde uyandırmaya korktum. Sonra birden vurmayı bırakıp yere düştün ve tekrar uykuya daldın.Seni yatağa ben taşıdım.Beni o kadar korkuttun ki Defne.Seni o halde görmek beni paramparça etti.En kötüsü de sana yardım edememek kendine zarar vermeni izlemekti.”

   Arkası dönüktü ve tüm konuşma boyunca yüzünü kendisine dönmedi.Ne kadar üzüldüğünü yüzünü görmeden bile hissedebiliyordu.Kendinden utanıyordu.Hemde suçu olmamasına rağmen.Bunu düşününce kendini suçlu hissetti.Hatırlamak için kendini zorladı ama hiç bir faydası yoktu.O kadar gerçekti ki diye düşündü tekrar. Hangisinin gerçek hangisinin sahte olduğuna bir türlü karar veremiyordu.İçinde birden bire kocaman bir boşluk oluştu. Bu onu korkutmuştu çünkü daha önce hiç böyle bir duygu yaşamamıştı.Ayağa kalktı ve zaman kaybetmeden Derin’in yanına gitti.Onu kendine çevirip kollarının arasına girdi ve güvende olduğunu hissedince vücudunun bütün hakimiyetini kaybedip bayıldı. 

    

Reklamlar